Trabzon Tarihi

SÜRMENELİ “UZAYLI MEYVEŞ ANA” MASALI

Ağu 28, 2015 Ahmet Musaoğlu

DSCN1274

Bugün, dış kaynaklı senaristler’in yazdığı, ‘Yerli Olmayan Yerli’lerin de ‘orta oyunu’ oynattığı bir senaryo’dan sözedeceğim. ‘Türkiye’nin Rahibe Terasa’sı’ olarak da tanıtılan Sümeneli Meyveş Marçol nine(d.1879 – ö.1965) üzerinden 1998,1999,2000,2004 yıllarında yazılan yazılarla anlatılan masalların esasını ortaya koymaya çalışacağım…

***

Uzaylı Meyveş Ana yalanı, ne olup olmadığı belgelerle ortaya koyulamayacak büyük bir başarı öyküsü(!) sahibi gösterilen torun Alaettin Yıldız rahmetli(d.1922-ö.2008) üzerinden piyasaya sürülmüş bulunuyor. Konuyla ilgili 2004 yılında “Ölmüş bir kadını -Meyveş Nine’yi- yalandan kurtarın” başlıklı yazımı yazmam sonrası bir gün biri bana, e-mail ile ulaşıyor; Alaetttin Bey’in Tuzla’da rehabilitasyon’da yattığı haberini, telefonda da bana veriyordu.

Bu haberi aldığımda –Trabzon’da mukim olduğum için-, Sakarya Belediyesi’nde Daire Başkanlığı yapan Osman Karagüzel Bey’i arayıp, Tuzla Rehabilitasyon Merkezi’ne gidip, Alaettin Yıldız Bey’i görüp konuşmasını istedim. Arkadaşım olan Osman Bey, daha önceki görevi olan Trabzon Belediye Başkan Yardımcılığı dönemi sırasında, Alaaettin Yıldız Bey’in kızkardeşi ve eniştesi Nizamettin Bey ile Sürmene’deki evlerinin önünde 18.09.2004 günü yapıp da kayıt altına aldığım konuşmam ve yine aynı gün bu defa öğle sonrası yine aynı kişilerle ofisimde yaptığım konuşmam sırasında da yanımda bulunmuştu. Konuya-soruna vakıf biri olarak Alaettin Yıldız Bey’i, yattığı merkezde ziyaretinde, rahmetli kendisine; benimle konuşmak istediğini belirtince beni arayıp, bağlantı kurması sonucu Alaettin Bey ile telefonda konuşuyordum…

O konuşmamızda rahmetli, bana; yakın alandan bir kişiden sözediyor; parasının yenildiğini, ninesinden kalan arazinin vakıf yapılmak istenildiğini, ayrıca da ABD’den gelirken kendisine, –Seni havaalanında çok insan karşılayacak denildiğini ama kimse olmadığını, lüks otel diye Sirkeci’de ‘r… evi’ gibi bir yere getirildiğini, çok lüks bir otele götürüldüğü söylenilerek Huzurevine bırakıldığını, 10 bin dolar bahşiş verdiğini de söylüyordu. O döneminde ‘elin gavuru’ Derek Cooper tarafından da kullanılan bu insanın,  konuşmamızda bana bir seslenişi vardı ki unutmam, unutamam; bana, “AHMET BENİ BIRAKMA!” diyordu.

***

Çok etkilenmiş, üzülmüştüm, bu yazıyı yazmamın bir diğer sebebi de hâlâ da taşıdığım bu üzüntü oluyor.

O gün ne yapabilirdim diye düşündüm. Yapacak şeyler olabilirdi belki ama, bugüne değin “hep tek başına” olan, herhangi bir “yapı” ile ‘hiçbir ilgisi’ bulunmayan biriyim. Tüm gücüm, kalemim/bilgi birikimim, bu güç de kültürsüz toplumlarda “güçsüzlük!” demek olduğu için zaten bir şey yapamıyordum. Konuyla ilgili olarak televizyonlarda, –Rahmetli Meyveş Marçol ile ilgili ileri sürülen sahtekarlıkların bitirilmesini, “Sürmene’deki yetkililere de” çağrı yaparak seslendirdim ama, hiçbir şey yapılmıyor, benim yaptığım yazıp-konuşmak olarak kalıyor, bugün de yine bunu yapıyorum.

***

Alaettin Yıldız, rahmetli olunca Sürmene’deki mahallesinde, ninesi Meyveş Marçol’un  yanına yatırılmış bulunuyor. Görülen o ki de orası bir Kült şekline sokulmuş, evi bir müzeye dönüştürülmüş gibi, adına da bir vakıf zaten kurulmuş bulunuyor.

Ahmet beni bırakma” şeklinde bana seslenen Alaettin Yıldız’ı ben unutmadım, yakın çevresi unuttu(!), öldüğü ‘huzur/suz yapan eve’, resmi/İLESAM yazımla, Neden öldüğü(?) sorumla, bilgi isteğimi arz ettim ama cevap verilmiyordu.

İmdi, bu vesileyle de adına kurulmuş Vakıf’tan; ölüm raporunu ve de Allaettin Yıldız’ın Tıp Fakültesi, Mühendislik Fakültesi diplomalarını, haliyle Avrupa’da nereleri ne zaman bitirdiğini vb… belge olarak istirham ediyorum… Varsa eğer!… Dünyanın uzay tıbbı konusunda en önemli bilim adamlarından biri deniliyor ya, bilim literatüründen makalelerini de… Artık “ortada bile olmayan” ‘internet yazılımı’ haberleri ‘belge’ değil, diyerek de…

***

Rahmetli Meyveş Marçol nine için, ‘130 yılına kadar yaşadı, hiç hastalanmadı’ YALANI ileri sürülmüştü ama, aslında 86 yaşında ölmüştü, hiç hastalanmadığı palavrasının ötesinde, hastalanıp zor durumlara düşmesini de mahalle dostlarıyla konuşup kayıt altına aldım ama,  yazıp da manevi şahsına ıstırap vermek istemediğim için yazmadım, yazmıyorum. O’nun şahsında üretilen, “Müslüman Türk Yahudi”, yani bir insanın aynı anda hem Müslüman hem Yahudi olduğu” zırvasıyla,  “Karadeniz Yahudileri var” iddiası için alt yapı hazırlığı yapılıp geleceğe gönderilse de yalanlayıp yalancılığın önlerine koymuştum!..

Şimdi şunu da tarihe gönderiyorum: Uzaylı Meyveş Ana masalını ilk okuduğum,1998 yılı yayını bir Turizm/Karadeniz News dergisine, 2013 yılında, “Kim çıkardı-hazırladı?” diye baktığımda, ‘tanıdık!’ bir isme(İ.S.) rastlayınca; o kişiyi arayıp, görüşmek üzere ofisime yakın bir yere çağırdığımda, o an bizi çay içerken gören Arş.Yazar Mustafa Yazıcı Bey de yanımıza gelince, konuşmamıza o da şahit oluyordu. Bendeniz o kişiye; –O dergiyi senden çıkarmanı istediler, sanırım da bir tek sayıdan fazla çıkmadı değil mi(?) diye sorduğumda, –Evet cevabını alıyordum. Israrıma rağmen ise, kendisinden dergiyi kimin çıkartmasını istediği bilgisini ise bana vermiyordu…

Üretilen/İCAD edilen yalanın, perde arkasını gösterecek işaret taşlarının cevapsız kalması da bu oluyordu…

***

Sürmene’ye, Trabzon’a da tarih yazdığını zannedenlere de yazdım…

Trabzon’un Turabozan bir evladı olarak da…

Ahmet MUSAOĞLU/Günebakış, 22.12.2014, s.10

…………………………………….

 NOT: Yukarıdaki yazımdan çok önceleri aşağıdaki iki yazım daha yayınlanmıştı, okuyunuz…

…………………………………….

´UZAYLI MEYVEŞ ANA´ DOLMASI YUTULURSA!

Doğu Karadeniz’e son yıllardaki İsrailli akınının bir turizm hareketi yapısı arzetmediği, yoğun ve kontrolsüz İsrailli akınının MİT ve JİTEM’i harekete geçirdiği bölgesel basına yansımıştır.

İsraillilerin, Doğu Karadeniz’e bu ilgisi için pek çok şey söylenebilirse de, biz bugün, henüz günyüzüne çıkartılmayan bir arka plandan, ´Sürmeneli Uzaylı Meyveş Ana´ masalının Yahudi ilişkisinden söz edeceğiz.

´Uzaylı Meyveş Ana´ bilimdışılığının nasıl ortaya çıktığını torunu Prof. Dr. Alaettin Yıldız, şu şekilde: “Hijyen ve yaşlılık üzerine ilmi bir toplantı yapılmıştı. Acaba insanlar hiç hasta olmadan uzun bir ömür sürüp, normal zamanlarını da doldurduktan sonra hastane ve evlerinde insanlara, devlete ve sigorta şirketlerine pek yük olmadan nasıl dünyadan ayrılırlar diye görüşler beyan ediliyordu…Ben bir örnek olması bakımından kendi ailemden Meyveş Ninemden bahiste bulundum. ‘O, hiç hasta olmadı. Hiç ilaç kullanmadı. Yüz seneden fazla yaşadı. Bir sabah yatağında vefat etmiş olarak bulundu.’ dedim. Bir profesör ‘Öyleyse o başka bir yıldızdan gelmiştir. Mutlaka UFO’larla alakası vardır.’ dedi. Ben de ´Olamaz´…diye itiraz ettim…Bir başka bilim adamı, -o da UFO’lara inanıyor- bana ´Sen ninen doğduğu zaman yanında mıydın? Onlar doğan çocukları alır, başka bir çocuk verirler. Nereden bileceksin?´ dedi. Ben…yine direndim. Bu sefer çok kıymetli bir bilim adamı olan ve kendisiyle hayalet uçakların tasarım projelerinde beraber çalıştığımız arkadaşım Atilla M. Taluy, ‘Sen ne diye karşı çıkıyorsun ki, bırak Meyveş Nine dünya çapında meşhur biri olsun. Bunlar onun üzerinde araştırma yapar ve bütün aleme tanıtırlar. Boş ver karşı gelme!’ dedi. Bunun üzerine direnmekten vazgeçtim.” şeklinde açıklamaktadır(1). İşte, bu çok kıymetli bilim adamlarının (!), “öyleyse o uzaydan gelmiştir” diyerek icat ettikleri ´Sürmeneli Uzaylı Meyveş Nine´ masalı (!) bu.

İcat ´hurafe´ olunca, “uzaydan gelip uzaya gittiği” ve dahası saçmalıklar peşinden gelmiştir. “Sürmeneli Meyveş Nine 1835 yılında doğmuş 130 yıl boyunca, öldüğü 1965 yılına kadar sağlıklı bir yaşam sürmüştü….uzaydan geldiği iddiası kesin kanıtlara dayandırılarak uzaydan gelmişti yine uzaya döndü…Ünlü Ufolog Prof.Dr.Derek Cooper Meyveş ninenin uzaylı olduğunu keşfetmesi ise çok değil 1994’te gerçekleşmiş. Tanışma ise Meyveş Nine’nin yıllarca NASA’da çalışan torunu Alaaddin Yıldız vesilesiyle olmuş…130 yaşına dek hiç hastalanmayan Meyveş nine 100 yaşındayken bile 18 yaşında bir genç kız sesine sahip olması, hastalara şifa dağıtma gücü, öldüğü güne kadar hala tarlada çalışıyor olması ve her şeyden daha da önemlisi öldüğü gün görülen ışıklı cisim! Onun bir uzaylı olduğunu kanıtlıyor…Alaaddin Yıldız’a bu iddiaya inanıp inanmadığını sorduğumuzda ise Evrenin başka yerlerinde başka yaşamlar olabileceğini kabul ediyor ve neden olmasın diyor…Meyveş Nine’nin ölümünden sonra bölgedeki UFO olaylarında artış olduğuna dikkat çekiyor…(yöredekiler) Öldüğünde onu almaya gelen UFO’yu, ondan sonra sıklaşan UFO ziyaretlerini konuşup duruyorlar.” deniyor(2). Oysa, yörede çok fazla deli olmadığı için kimsenin bu konuda konuştuğu yok ama, birileri yörenin bu hurafeye inanmasında oldukça ısrarlı görünüyor.

DSCN1276

Ortada uzaylı muzaylı, 130 yaşına kadar yaşamış Meyveş Marçol yok ama, birileri bu dolmayı yutmamızı istiyor. Meyveş Marçol’un mezar taşındaki ´yaş´ı, ´çok uzun ömürlü´ yaşadığı iddialarını delillendirmek (!) için kazınılmış bulunuyor. Halen Trabzon Belediye Başkanı olan sayın Volkan Canalioğlu, geçmişte Trabzon İl Kültür Müdürlüğü görevini yürüttüğü sırada, ´Uzaylı Meyveş Ana´ iddiaları üzerine sözkonusu hanımın köyüne yaptığı ziyarette, Mezar kitabesi  üzerindeki yaşının kazındığını gördüğünü tarafıma ifade etmiştir. Aynı gün (29.06.2004) konuştuğum komşusu Abbas Alioğlu ise, annesinin bile Meyveş Marçol’dan daha uzun ömür sürdüğünü, 104 yaşında öldüğünü tarafıma ifade etmiş bulunuyor.

Torun Prof.Dr.Alaettin Yıldız; Cyber Fest isimli bir grubun, Sürmene’ye gidip ninesinin mezarını ziyaret ettiğini, oraya Universal Anne diye yazdıklarını, UFO’ları andıran bir türbe projesi hazırladıklarını, fakat Sürmeneli hemşehrilerinin bir kısmının buna karşı çıktığını ifade etmektedir(3). İyi ki de aklı başında Sürmene’liler var da, sözkonusu bu ´uyduruk ana´lık kabul görmüyor. Yoksa, eğer moda, ´Uzaylı Meyveş Ana´ olursa, ´Karadenizli Yahudi´ olmamız da (!) kaçınılmaz olacak gibi görünüyor. Çünkü, ´Sünnetli Karadenizliler´in Yahudi olabileceğini, ninesine ´Evrensel Nine´liği kabul eden (!), torun Yıldız’dan öğreniyoruz. “(Prof.Dr.Alaeddin Yıldız)…bir kitaptan bahsederek, bu kitapta Albert Einstein gibi bazı Yahudilerin tiplerinin farklı olduğunu saç, göz, yüz ve burun yapılarının, onların asıllarının Karadenizli olduklarını gösterdiğini yazdığını söyledi. Hatta İkinci Dünya Savaşı’nda Rusya’ya giren Hitler askerlerinin, Batum civarındaki Karadenizlileri tiplerinden dolayı ayırdıklarını, bilhassa sünnetli olduklarını da tespit edince Yahudiler için hazırlanan özel kamplara gönderdiklerini de ifade etti.” (4).

Bir kez ´üretim´ başlamaya görsün, Sünnetli ´Karadenizli erkekler´ Türk asıllı Yahudi olabiliyorsa (!), tabii ki ´Karadenizli hanımlar´ da olacak! Karadenizli Meyveş Nine’nin bu özelliğini (!) torun Prof.Yıldız, ninesini kamuoyuna tanıtan gazetecimize yazdığı bir mektubunda şöyle : “Gençliği Rusya’da geçtiği için Rus diline ve alfabesine âşina idi. Ayrıca Yahudi azbarı tabir edilen gettolarda oturduğu için Einstein gibilerin ana lisanı olan Yüdisck (Jewisk)e de âşina idi. Zaten Meyveş Nine gibi yahudilere -karadenizlilere bilhassa benzedikleri için- Türk asıllı denirdi. -Bu hususta aynı iddia ile yazılmış bir araştırma eseri de mevcut: Lütfen Bak: -The Thirteenth Tribe- yazan Arthur Koestler, Randum House, New York.-…dedi.” şeklinde açıklamaktadır(5). Görüldüğü gibi de, Meyveş Nine’nin şahsında “Türk asıllı Müslüman Yahudilerimiz” olmaktadır! Ne idüğü belirsiz (!) birinin, bilmem ne kitabı yazarak, Karadeniz’de Yahudiler olduğunu ortaya koyduğunun ileri sürülmesi ile, ´Sünnetli Karadenizliler´in Yahudi asıllı olmaları iddiaları, Meyveş Nine masalının arka planı olmaktadır. Halen Kuzey Irak’ta gerçekleştirilen Kürt Yahudiler üretimi gibi, Karadenizli Türk Yahudiler masalı da ileriki yıllarda bölgemizde kullanılmak üzere üretime girmiş bulunmaktadır.

Dahası, “Müslüman Hıristiyan” gibi Kur’an dışı bir kavramdan sonra, şimdilerde de, “Müslüman Yahudi” kavramı da gündeme taşınmış bulunmaktadır. Torun Prof.Dr.Yıldız’ın, İkinci Dünya Savaşı zamanı Almanya’da, Yahudi avında olan Alman askerleri tarafından önce kafasının ölçüsünün alındığı, ardından da bir imam getirtilerek (!) Müslümanlığının test edildiği(6) gibi garip önermeler yapılmaktadır. Ne kaybedeceğimizin kim ne kadar farkında yada farkında olmamak işimize mi geliyor bilemem ama, “Sürmeneli Nine-Torun, Amerika’yı Uzay Çağına Taşıyor”, “Stephan Hawking bile nineyi tanıyor” gibi tuhaf (!) gazete başlıkları ile,  birden çok sayfada bir ´hurafe´, -Ben de Müslümanım diyen insanlar tarafından yeniden gündeme taşınmış bulunmaktadır. Her dönemdeki kandırmaca yada gafletimiz ise, turizm olmaktadır. “Gerçekten Sürmene ve Türkiye için kaliteli bir turist grubunun akınına sahne olabilirdi. Binlerce mensubu olan bu grubun çoğu NASA’nın çeşitli ilmi araştırma sahalarında çalışan bilim adamı olması hasebiyle ülkemize büyük faydası dokunabilirdi. Deha ve yüksek zeka kapasiteli pek çok gencimizin Amerika’da okuma imkanına kavuşmasına da vesile olabilirdi.” denilmektedir(7). Söylenilmeyen şey ise, eğer ´Uzaylı Meyveş Ana´ dolması yutulursa, ´Karadenizli Türk Yahudiler´imiz olacağı olmaktadır. Onu da biz söylemiş, zamana da, tarihe de göndermiş olduk.

Ahmet MUSAOĞLU/ Karadeniz Haber Gazetesi: 02.09.2004

……………………………………………………………………………………………

ÖLÜ BİR KADINI (MEYVEŞ NİNE’Yİ) YALANDAN KURTARIN

Sürmeneli Meyveş Morçöl’ün, 130 yaşına kadar yaşadığı, bu dönemde hiç hastalanmadığı, torunu Prof.Dr.Alaettin Yıldız’a istinaden, “Gençliği Rusya’da geçtiği için Rus diline ve alfabesine âşina idi. Ayrıca Yahudi azbarı tabir edilen gettolarda oturduğu için Einstein gibilerin ana lisanı olan Yüdisck (Jewisk)e de âşina idi. Zaten Meyveş Nine gibi yahudilere (Karadenizlilere bilhassa benzedikleri için) Türk asıllı denirdi.” denildiğini(1) yazmış, ölmüş bir kadın üzerinden yapılan bu istismarla üretilen ´Uzaylı Meyveş Ana dolması yutulursa´, tıpkı Kuzey Irak’taki ´Kürt Yahudiler´ üretimi gibi, ´Karadenizli Türk Yahudiler´ üretileceğini de ifade etmiştim(2).

Söz ettiğim yazımın yayımlanmasından sonra Sürmene’den arayan Mahmut Kulaç Bey, tebriklerini ve tanıdığı Meyveş Morçöl’e atfedilen özelliklerin doğru olmadığını tarafıma ilettiler. Aynı günün gecesi Trabzon havaalanında, 21 yaşına kadar Meyveş Nineyi tanıdığını ifade eden eşleri de yanlarında olmak üzere buluşup, Meyveş Morçöl hakkındaki bilgilerimizi paylaştık. Kendilerinden, Prof.Dr.Allaettin Yıldız’ın kızkardeşi, yani Meyveş Morçöl’ün bir diğer torunu Nermin Taluy hanımefendinin Sürmene’de olduğunu öğrenince de, İl Temsilcisi olduğum İLESAM üyesi Osman Karagüzel kardeşim ve yerel kanallardan Kadırga TV’den kameraman Fatih Hayır ile, 18.09.2004 tarihinde Meyveş Morçöl’ün mefdun bulunduğu köye hareket ettik.

Mezarın bulunduğu Orta Mahalleye varmadan uğradığımız Sürmene’de; sağlığında Meyveş Morçöl’ü yakından tanımış olan iki kişiyle, yorgancılık yapan Osman Süer ve Kuşçuluk yapan Nizamettin Er Beylerle konuştuk. Her ikisi de, Meyveş Morçöl’ün 130 yıl yaşamadığını, 85-90 yaş civarında öldüğünü, hiç hasta olmadığını değil, hastalandığını, komşusu İbrahim Kulaçoğlu’nun Meyveş Morçöl’ü hastaneye götürdüğünü ifade etmişlerdir.

DSCN1203

Bilahare, Orta Mahalleye vardığımızda, Mahmut Kulaç Bey ve eşi Saime Kulaç hanımefendiyi bulduk. Mahmut Abi’nin köydeki karavanın önünde çayımızı yudumlarken, bizi görüp gelen Meyveş Morçöl’ü tanıyan insanlarla da sohbet etme fırsatı bulduk. Saime hanımefendinin annesi dahil konuştuğumuz kişiler, Meyveş Morçöl’ün öldüğünde 85-90 yaş civarında olduğunu ifade ettiler. Sohbetimiz sırasında, Meyveş Morçöl’ün torunu Nermin hanımın ve eşinin evlerinde oldukları, fakat Trabzon’a gidecekleri için de evden ayrılmak üzere oldukları ifade edilince, gösterilen evin kapısını çaldık. Pencereye çıkan beyefendiye kendimi tanıtarak, eşi ile konuşmak istediğimi ifade ettim. Nermin hanımın eşi Nizamettin Taluy Bey, kapıya inerek bizi içeriye davet ettilerse de, hep birlikte, kapı önünde, güzel bir Sürmene gününde yörenin de güzelliğini yaşayarak ayaküstü sohbete başladık. Biz konuşurken balkonda görülen Meyveş Morçöl’ün torunu, Prof.Dr.Alaettin Yıldız’ın kızkardeşi sayın Nermin Taluy hanımefendi de, bulunduğu yerden sohbetimize iştirak ettiler.

DSCN1245

Nermin hanımefendi, Meyveş Morçöl ile ilgili olarak yazdığım, ´Uzaylı Meyveş Ana Dolması Yutulursa” başlıklı yazımı okuduklarını, nazik bir insan olmaları sebebiyle de şahsıma teveccühlerini esirgemediler. Kendileri, yaşanan hadiselerden rahatsız olduklarını, anneannesi Meyveş Morçöl’ün iddia edilen özelliklere sahip olmadığını söylediler. Söylediklerinizi kayıt edebilir miyiz (?) önerim üzerine de, yanımızda bulunan eşi Nizamettin Taluy Beyefendinin konuşabileceğini söylediler. Nizamettin Bey, Meyveş Morçöl’e atfedilen özelliklerin doğru olmadığını, benim, Meyveş ninenin Yahudi olduğu da iddia ediliyor (?) sorum üzerine de, yaşanan hadiseleri ´aptallık´ olarak gördüğünü ifade etmişlerdir. Benden, Meyveş Morçöl’ün Yahudi olduğu iddiasının yer aldığı gazete yazısını almak üzere, aynı gün Trabzon’da ofisimde buluşmak üzere sözleştik. Sonasında bizler, Meyveş Morçöl’ün mezarına gittik. Orada, mezar taşında, Meyveş Morçöl’ün doğum tarihini gösteren yerin ´kazınmış´ olduğunu tespit ettik. Rahmetli kadının 130 yaşına kadar yaşadığını ileri süren yalancılar her kimlerse, gerçek yaşı ortaya çıkmasın diye kazımış olmalılar. Mezar taşının hemen önüne konulan bir mermer tabelada ise, ´Üniversal Mother (Evrensel Ana)´ yazısı okunuyordu. Mezardan ayrıldıktan sonra, hemen yakınında bulunan bir evde yaşayan Müberra Kulaçoğlu’nu ziyaret ettik. Müberra hanım da, Meyveş Morçöl’ü yakınen tanıyan bir insandı. Meyveş ninenin yalnız yaşadığını, akrabası olduğu için de eşinin onunla ilgilendiğini, rahmetlinin en fazla 90 yaşına kadar yaşadığını, hastalandığı için de eşinin onu hastaneye götürdüğünü, hastanede 10 gün kadar kalan Meyveş ninenin yanında kendisinin de 1 gün de kaldığını ifade ettiler. Bu konuşmalar da kayd edilmiştir.

Bu izlenimlerimizden sonra, Meyveş Morçöl’ün yaşını telefonda sorduğum Sürmene Nüfus idaresi Müdürü Hasan Türkgenç Bey, Meyveş Morçöl’ün, 1879 yılında doğduğunu, 1965 yılında öldüğünü ifade ettiler. Bu bilgiyi, Sürmene Kaymakamı Ahmet Hamdi Nayır Bey’de şifai olarak doğrulamışlardır. İmdi:

1-Meyveş Morçöl, 130 yıl değil, 86 yıl yaşamıştır.

2-Hiç hastalanmış denilen Meyveş Morçöl, yörenin diğer kadınları gibi yaşamış, hastalanmış, hastaneye götürülmüş, orada yatmış, ölmüştür.

3-Meyveş Morçöl’ün Rusya’dan Türkiye göç ettiği, Rusça ve Yahudi dili bildiği, Yahudi olduğu iddialarını içeren gazete yazısını Trabzon’daki ofisime geldiklerinde kendilerine verdiğim Meyveş ninenin torunu Nermin Taluy ve eşi Nizamettin Taluy, sözkonusu bütün iddiaları gün boyu birlikte olduğumuz Osman Karagüzel Bey’in yanında bir kez daha yalanlamışlardır. Nermin hanımefendinin ifadelerine göre de; Meyveş Nine, iddia edildiği gibi Rusya’dan Sürmene’ye gelmemiş, o dönemde yöredeki pek çok insanın yaptığı gibi, Sürmene’den, o zaman Osmanlı toprağı olan Batum’a geçmişlerdir. Annesi ile yaptığı bu yolculuk sırasında Meyveş Nine, 6 yaşında imiş. Nermin hanım ayrıca, ninesinin orada, Ruslarla yada Yahudilerle hiçbir ilgisi olmadan, Tatarlar arasında yaşadığını, bilahare de memleketi Sürmene’ye döndüğünü ifade etmiştir. Hem Nermin hanım hem de eşleri, Meyveş ninenin Rusça bilmediği gibi, Yahudice’de bilmediğini, Yahudilikle de en küçük bir ilişkisi olmadığını da beyan etmişlerdir.

Meyveş Nine gerçeği bu olmasına rağmen, ´Uzaylı Meyveş Ana´ masalı 1999 yılından beri gündemdedir. Birileri bilerek bu sahtekarlığı yürütmektedir. Sürmene’deki, ve her konumdaki yetkililer, ortadaki ´yalanlara´ dur demedikleri için de, öldüğü günün akşamı mezarının başında Ufo görünmüş, Ufolar bir ay boyunca mezarının üstünde uçmuş(3) gibi ´deli´ saçmalıkları da sürmektedir.

Tüm yetkilerimize sesleniyorum: Ölü bir kadın üzerinden oynanan bu oyuna artık dur denilmelidir. Meyveş nine ile ilgili iddialar, ´Karadenizli Türk Yahudiler´ üretimi amaçlı göründüğü için de, ülke menfaatleri açısından tehlike arz etmektedir. Sürmene’ye 500 bin dolar gelecek söylemleri (turizm kandırmacası) ile ´karşı duruşu kırılan´ bölge halkının istismarının ve de konunun esasını bilmeyen insanların kandırılmasının da artık önlenmesi gerekir. Ayrıca da, halen San Dieogo’da (ABD) yüksek derecede koruma altında bir sitede yaşayıp, bütün ihtiyaçları devlet tarafından karşılanan(4), kızkardeşi ve eniştesinin ifadelerine göre de, söylediklerini unutan bir insan, yani hasta olan torun Alaettin Yıldız’ın yerli (!) ve yabancılar tarafından istismarının (-kullanılmasının) da önlenmesi gerekmektedir. Bir de, Sürmene’deki bir mezarın başlığının önüne, ABD’deki UFO’cuları temsilen, ´Üniversal Mother (Evrensel Ana)´ yazan tabelayı kimler, nasıl oraya koyabilir? Yada amaçlarına kimler, neden göz yummaktadır? Tabelanın da, konulduğu yerden kaldırılması gerekir.

Yetkililer halen bir şey yapmadıkları için de, Türkiye’nin her yerindeki kadınlara ve kadın derneklerine sesleniyorum: Ölmüş bir kadını, kendisine isnat edilen yalanlardan kurtarın. Trabzon Barosu’nun Kadın Komisyonu’na sesleniyorum: ´Uzaylı Meyveş Ana´ masalı ile, ´enayi´ yerine de koyuluyoruz, bari siz buna ´dur´ deyiverin. 

 Ahmet MUSAOĞLU / Karadeniz Haber Gazetesi: 27.09.2004

www.ahmetusaoglu.org