Ksenophon TuraBozan

ANABASİS / KSENOPHON MASALLARI

Eyl 02, 2015 Ahmet Musaoğlu

“Anabasis Onbinlerin Dönüşü/KSENOPHON” palavraları

Trabzon’un kuruluş tarihi ile ilgili olarak ‘köken belge’ kabul edilen eser (!), Ksenophon’un (MÖ 430-355), “Anabasis-On binlerin Ricatı” adlı yapıtı oluyor.

Sözkonusu bu eser; o dönemde tüm Anadolu’ya hakim olan ‘Pers İmparatorluğu’nun Batı Anadolu kuvvetlerinin komutanı; Kapadokya, Frygya, Lydya, İyonya satraplıklarının (eyaletlerinin) idaresi kendisinde olan Kyros (Kuraş/Keyhüsrev)’ın; babası II.Darius’un ölümünden sonra tahta çıkan kardeşi II. Atrakserkes’e karşı ‘tahta çıkmak için’ ordu toplamasını, MÖ 401’de Manisa’nın Salihli ilçesinin batısındaki antik Sardes kentinden doğuya doğru yola çıkıp, Anadolu platosunu aşmasını, Külek boğazından Kilikya’ya inip, yola çıkarken topladığı yerli halktan 100.000 kişiyle, ‘Yunanlı’  13.000 paralı hoblit (mızraklı, kalkanlı ağır piyade) askere, İspartalılar’ın da gönderdiği 700 ağır silahlı askeri de kattıktan sonra Kuzey Suriye üzerinden Mezopotamya’da; bugün ki Bağdat yakınlarındaki Babil’in birkaç mil doğusundaki Konaksa/Kunaksa’da, kardeşinin 1.200.000 askerli, iki yüz oraklı araba ve de 6000 de süvariliPers imparatorluk ordusuyla”, savaşıp yenilmesini; yani Pers İmparatorluğu yöneticisi ‘iki kardeşin yaptığı taht kavgasını ve Kyros’un küçük ordusunun savaşı kaybedip yenilmesinden, kendisinin de öldürülmesinden sonra –koca imparatorluk ordusu karşısında neredeyse hiç ölüm vermeden– ayakta kalan ‘Onbin kadar Yunanlı askerin’, ülkelerine dönmek için geldikleri yolu değil de Doğu Anadolu’yu Karadeniz’e doğru güney-kuzey istikametinde geçip Trabzon’a (Trabzon denilen yere) varmalarını (ve sonrasını) anlatıyor.

Bu ‘öykü’, ‘yürüyüşü’ gerçekleştirenlere ‘Yunanlı’ demesiyle, ‘Güncel Yunanlılara’ atıfta bulunup; “Trabzon’un M.Ö.756 yılında  İyonyalı Miletliler/Yunanlılar tarafından kurulduğu” iddialarına zemin hazırlamasına paralel olarak; bu ‘ülkenin sahipleri’ Müslümanları, kendi ülkelerinde ‘kiracı’; Anadolu ile hiçbir ilgisi bulunmayan bugünkü Yunanlıları, hatta Ermenileri de ‘ev sahibi’ gibi gösteriyor. Ayrıca da tıpkı bugünkü İran’ın ‘kötü’ gösterilmesi benzeri, o günlerin İran’ı olan Persler de ‘kötü olan’ olarak gösteriliyor…

***

Uygarlığın Tarihi (1999)” isimli eserimde, tarihte ‘Eski Yunan’ diye bir ulus yaşamadığını, ‘Eski Yunan’ denilen insanların, Yunan anakarasından Ege Bölgemize göç ettikleri iddia edilendahası, bu göç dönemi öncesinde Kuzeyden Yunanistan’a göç yaptıkları da ileri sürülen– Akalar, İyonyalılar, Dorlar denilen safsatalarla ilgisi olmadığını; ‘İyonyalı Miletli/Yunanlı’ denilen insanların, bizatihi ‘kökeni Ortadoğu’da/Mekke’de bulunanAnadolu insanları olduğunu,  aksi iddiaların, ‘Avrupamerkezci Sahte Tarih Modeli’ yazıcılarının ‘uydurması’; ‘bugünkü Yunanlıların Hıristiyanlaştırılmış İslavlar’ olduğunu yazdığım için, Anabasis’teki ‘Yunanlılar’ denilenlerin, bu uydurmalar olduğunu tekrarlayacak değilim. Okuyucunun hiç unutmaması gereken husus bu; metin içerisinde geçecek ‘Yunanlılar’ tanımlamasının,  ‘Bugünkü Yunanlılar’ ile hiçbir ilgisinin bulunmadığının bilinmesi olacaktır…

İmdi yazı konum; ‘Onbinler’ denilenlerin, Sardes-Kunaksa/Babil ile Trabzon arası dönüş yürüyüşü denilenin ‘palavra öyküsü’ olacaktır; ‘ders almak isteMeyenler’ için de…

 

 

Ahmet MUSAOĞLU

http://www.ahmetmusaoglu.org