Trabzon Tarihi

MÜZELİK MÜZECİLİĞİMİZ

Ağu 28, 2015 Ahmet Musaoğlu

musaoğluA

TRABZON MÜZESİ’NİNDE MÜZELİK HÂL

Trabzon’da 23 yıl Valilik yaptığı ile övünülen Yavuz Sultan Selim Han’ın, küçük yaşta vefat eden kızı Kamer Sultan(vefatı 1503) ile oğlu Şehzade Salih’in(vefatı 1499) mermer sandukaları,  İmaret/Hatuniye Mezarlığı’nın 1937-38-39 yıllarındaki yokedicisi Üçüncü Ordu Müfettişi Tahsin Uzel’in elinden bir esnafın haykırması ile kurtarılan babaanneleri Gülbahar Hatun’un türbesi yakınlarında medfunken, yıkım sonrasında bugün varolmayan Reşadiye Mezarlığı’na, oradan da Ayasofya Müzesi bahçesi’ne, bir gayrimüslim karakterin ayakdibine konulmuşlarken, şimdilerde Trabzon Müzesi arkeoloji salonunda yine bir gayrimüslim karakterin ayakdibinde sergilenmektedir.

Kamer Sultan ve Şehzade Salih’in sandukaları, Yunan tanrısı/Habercilerin ve Hırsızların tanrısı denilen HERMES’in; insan boyundaki tamamen çıplak bir sözde heykelin poposu  yanıbaşında ziyaretçilere izlettiriliyor.

1997’de tabakhane mevkiinde bulunduğu ifade edilen ve HERMES olarak tanıtımı yapılan sözde heykel hakkında panolarda asılan tanıtıcı yazılar bile; “tabakhane buluntusu 6 parçanın” HERMES denilen uyduruk tanrı olamayacağı, verdikleri bilginin kaynağı olarak gösterilen Filavuanus Arrianus’un açıklamaları bile göstermektedir.

Roma İmparatoru Hadrian (MS.2.yüzyıl) tarafından Anadolu’da seyahate gönderilen Filavuanus Arrianus’un; “Yolculuğumuz sırasında…Ksenophon’un uğradığı Yunan kenti Trapezus’a uğradık. Daha önce Ksenophon’un ve şahsınızın (-Hadrian) gördüğü aynı noktadan bakarak Karadeniz’i büyük bir keyifle inceledik. Orada kaba taştan iki ‘tapınma yeri’ hala ayaktadır…Oradaki denizi işaret eder vaziyetteki heykeliniz…değerlidir.” açıklamasındaki, Roma İmparatoru Hadrian’a ait olduğu ifade edilen “denizi işaret eder vaziyetteki heykel”, nasıl olur da Trabzon Müzesi’ne “Yunan tanrısı HERMES” olarak sergilenebilmektedir? Trabzon yöresinde 2000 küsur yıl önce Yunanlılar yaşadığı iddiası ise zaten koca bir hurafedir.

Ayrıca da Ksenophon’un, güneyden Trabzon’a inerlerken “Karadeniz’i ilk gördükleri yer” olarak belirttiği Thekkes Dağı, batılı araştırmaca bile Araklı güneyindeki Madur Dağı dahil Trabzon’un güneydoğusundaki tepelerden biri olarak tanımlanırken, tabakhanede bir evin altında, bulunabilmektedir. Trabzon Müzesinde “kaynak bilgi” olarak gösterilen Filavuanus Arrianus mektupları bile Müzecileri yanlışladığı ortadadır.

Ayrıca da MÖ 401’de Trabzon yöresinde bugünkü Yunanlılar ile irtibatlandırılan Yunanlılar yaşadığı da gerçek değildir.

Esas olarak da…

Yavuz Sultan Selim Han’ın kızı Kamer Sultan ile oğlu Şehzade Salih’e ait –üzerinde Kur’an ayetlerine göndermeler de bulunan hatlarla süslü– mermer sandukalar, Trabzon Müzesi’nde, ÇIPLAK sözde HEYKELİN poposu dibinde, ziyaretçilerin de ayakları dibi denilebilecek bir yükseklikte izleyicilerine sıkılmadan nasıl sergilettirilebiliyor?

Ülkemizde BM “üretimi” bilgiden yoksun KENT KONSEYİ ve sıradan çalışmalara “destek bulmak” için kurulan sözde KÜLTÜR KURULLARI ile tarih bilgisinden yoksun uydurma SANAT EVLERİ’nden bir şey beklemiyoruz da, Trabzon Belediye Başkanları ve de Valiliği; Trabzon Müzesi’ne hiç mi girmediler ki sözkonusu pespayeliğe hâlâ son vermediler!

Dahası da şu: İmaret Mezarlığı’nın yıkıldığı dönemin Trabzon Belediyesi’nin, 27 Haziran 1938 tarihinde aldığı bir kararla, kimliğimizi-tabularımızı yıkıp yokeden Tahsin Uzer’e; “Trabzon Şehri Hemşehriliği” unvanı verdiği biliniyor.

İmdi Trabzon Belediye Başkanlıklarına sesleniyor; özüne yabancılaşmış/Didon Kafa örneklerinden biri olan Tahsin Uzer’e, geçmiş belediyece verilen “Hemşehrilik” unvanı geri alınması gerekiyor da diyorum…

………………………………….

NOT: Yukarıdaki açıklamamız üzerine Müze müdiresi olmayı haketmeyen biri saygısızca -hem de İl Kültür Müdürlüğü üzerinden- cevap vermiş, bu defa Valiliği yaptığımız itiraz ve müdireye ders verebileceğimiz şeklindeki resmi yazımıza Valilik İl Kültür Müdürlüğü; itirazımıza konu olan –Şehzade Salih ve Kamer Sultan’a ait– mermer sandukaların yerlerinin değiştirildiğini tarafımıza, şehrin kültürüne gösterdiğimiz hassasiyet ve katkılar üzerine teşekkürünü de belirterek sandukaların yerinin değiştirildiğini tarafımıza resmi yazı ile bildirmişlerse de Arkeoloji Müzesi denilen yerdeki “ilkel zihni yapıyı” dikkate almadıkları için aşağıdaki iki fotoğrafta görülebileceği gibi de yine benzer bir rezillik içerisine sokuldukları görülebilmektedir. Bu pespayeliğe de itirazımız yaptık, sonucu bekliyoruz…

……………………………………….

İKİNCİ HATA-1

 

Yukarıdaki fotoğrafta öndeki Yunan Tanrısı Hermes denilen palavranın popusu dibine konulan mermer sandukalar (-maneviyatımız, tarihimiz), itirazımız üzerine yerlerini değiştirdik denilmesine rağmen aşağıdaki fotoğrafta görüldüğü bir kaç metre geride kadın göğüsleri çıplak sergilenen bir başka rezilliğin ön tarafına yine yere konulmuştur. Kirli zihni yapı/DİDON KAFA/nın oradan uzaklaştırıldığını duyduk, sandukaların yerlerinin babaanneleri olan GÜLBAHAR HATUN’un mefdun bulunduğu Atapark’taki türbesi içerisinde konumlandırılmalarını –resmi yazı ile de– önerdik, “kim ve ne olduğunu bilmeyen” DİDON KAFA’lara da tarihini öğretiyoruz.

İKİNCİ HATA-2