Aziz Eugenios Trabzon Tarihi

AZİZ EUGENİOS KİLİSESİ MASALI

Ağu 28, 2015 Ahmet Musaoğlu

YENİ CUMA CAMİİ DE “KÂFİRLER’DEN / PAGANLAR’DAN KALMA’DIR”

 

Pek çok ilk tespitimiz gibi şimdi de yine bir ilk tespitimizi yapıyor, Küçük Ayvasıl gibi üç Nef’li bir Bazilika olup da Narteksi bulunmayan St.Eugenios kilisesi denilen Yeni Cuma Camii’nin de –bugüne değin iddia edildiği gibiTrabzon Doğu Romalıları/Komnenler yapısı olmadığını, pagan yapısı olduğunu ortaya koyacağız.

Halil Edhem rahmetli, Hagios Eugenios Kilisesi denilen Yeni Cuma Cami için; “Ve Trabzon’un canib-i şarkisinde olan iki camiden evvel, ‘Cami-i mahalle-i Yeni Cuma”dur ki ebniyeyi kafiriye’den bir kinişe-i azime idi.” diyordu(1).

Halil Edhem rahmetlinin, Yeni Cuma Camii için, “ebniyeyi kafiriye’den bir kinişe-i azime idi.” şeklinde sözettiği bilgi, 1550 yılında Trabzon’da doğmuş Aşık Mehmed’den geliyor. Aşık Mehmed, Yeni Cuma Camii’nin de, tıpkı Trabzon Ayasofyası gibi, “Hıristiyanlardan kalma değil, Paganlardan/Kâfirlerden kalma olduğunu” asırlar önce bildirmiş bulunuyor:

 

“…Câmi-i Mahalle-i Yeni-Cuma..bu câmi ENBİYE-İ KÂFİRİYYEDEN bir kinise-i azime idi. FETH-İ TRABZON’DAN SONRA bazı eyyâmda bu kinişe yed-i Nasarâ’dan ahz olunup salât-ı Cuma ikamet olunmağıçun bir MİNBER ve MAHFİL-İ MÜEZZİNİN ihdas olundu.” diyordu(2).

 

Aşık Mehmed’in, eseri; Menazir’ül-Avalim’de yer alan yukarıdaki açıklamasını, bu defa; sözkonusu eseri yayına hazırlayan Mahmut Ak’ın bir makelesi üzerinden sadeleştirilmiş şekilde yeniden okuyoruz:

 

Cami-i Mahalle-i Yeni Cuma..ÖNCELERİ KÂFİRLERDEN KALMA büyük bir kilise idi. Şehrin sonraki günlerde bu kilise Hıristiyanların elinden alınıp Cuma namazı kılınabilmesi için bir MİNBER VE MÜEZZİN MAHFİLİ ilave edildi.”(3)

 

İşte, Aşık Mehmed rahmetliden gelen, “Önceleri kâfirlerden kalma büyük bir kilise idi. Şehrin sonraki günlerde bu kilise Hıristiyanların elinden alınıp..” şeklindeki açıklama, Yeni Cuma Camii’nin de tıpkı Ayasofya Camii yapısı gibi; ilk başlangıcında Pagan yapımı olmasını; yani, Hıristiyan Trabzon Komnenleri tarafından yapılmadığını; önceleri kâfirlerden  kalma -büyük bir tapınak iken, Hıristiyanlarca temellik edilince(-sahip olununca) büyük kilise olarak kullanıldığı bilgisi bize tarihsel gerçeği gösteriyor.

Dahası, Fatih Sultan Mehmed’in, Trabzon’u fetih günlerinde ‘ilave kısımlarla birliktecamii’ye  çevrildiği de bilinebiliyor. “Yapı 2.nci yüzyılda Mitridates ve Apollon mabedi olarak yapılmış, Alexsios I, 13. Yüzyılda St. Eugenius’a ithafen binayı yeniden, bugünkü durumuyla yaptırmıştır.” açıklaması ile(4), “Araştırmacılar ilk yapının Bazilika olduğunu belirtmektedir. Ayrıca 1291 yılına ait bir kitabe bulunmuştur. Bugünkü yapının 14. Yüzyılda haç planlaı olarak inşa edildiği muhtemeldir.” açıklaması(5) ve de “Cami-i Cedid/St.Eugenios Kilisesi(Yeni Cuma Camii)… İmparator Aleksios Komnen(1204-1222) şimdiki kiliseyi eskisini yıktırtarak yaptırmıştır.” açıklaması(5), Yeni Cuma Camii’nin  ilk yapısının, Hıristiyan yapısı değil, pagan yapısı olduğunu gösteriyor. Zaten, “Yeni Cuma Camii -Aziz Eugenios Kilisesi-..Kilisenin yapılış tarihi kesin olarak bilinmemektedir.” açıklaması da(6), görüşümüzü destekler nitelikte oluyor.

Başlangıçta Paganlar/Putpersetler/Kâfirler(ebniye-i kâfiriyye) tarafından şehrin gösterişli mevkiinde yapılan bu yapı, sonraları Trabzon Doğu Romalılarınca kiliseye çevrilerek, kinise-i azime/büyük kilise olarak kullanılmaya başlanmış, feth sonrası da mescid-camii yapılmış bulunuyor. Yoksa, Bıjışkyan’ın, “Söylenti” üzerinden ifade ettiği; “İmparator Aleksios’in martir Evgenios’a ithafen yaptırdığı söylenen kilise..” açıklamasının(7) veya Yeni Cuma Camii’nin kökeninin(St. Eugenius) kilise olarak Komnenoslar tarafından yaptırıldığı şeklindeki açıklamaların hiçbir önemi bulunmuyor.

Camii’nin, kuzeydoğu dış duvarında yerden 2 m. kadar yüksekte birbirinden 1-1,5 m. kadar uzakta kartal olması, bir güvercinin de sol/doğu taraftaki Kartal yanıbaşında bulunması ve üzüm salkımı, palmetler de bulunması “Selçuklu El izlerini” açıklar niteliktedir.

Diğer taraftan, St.Eugenius için, Yeni Cuma Camii şekline dönüştürülürken “İlave” edilenin, “Minber ve Müezzin mahfili” olduğunun belirtilmesi de, bu camii’nin de –Ayasofya Camii gibi -Kiliseye ‘minber ve müezzin mahfili’ İLAVE EDİLMESİ ile camii olamayacağı için, Mescid iken Cami yapıldığını, yine bir ilk’imiz olarak (çıkacak çalışmamda da) ortaya koymuş bulunuyorum.

Bu görüşüm, Fatih Sultan Mehmed’in İlk Cuma Namazı’nı Yeni Cuma Camii’nde kıldığı şeklindeki görüşleri –başlangıçta Mescid olarak işlev gördüğü içinyanlışlar nitelikte oluyor.

Ezcümle: Kim ve ne olduğunu bilemeyiş olarak tanımlayabileceğimiz “Maskesiz misyonerlik!”, yüklendiği sahte (kendisine yabancı da olan) bilgi ile yaşadığı toplumsal çevreyi kirletse de, “Seni de sigaya çekecek bir Molla Kasım” her dem bulunur hâli gereği, yanlışlıkları temizleyerek yazmamızı sürdürüyorum.

 

Ahmet MUSAOĞLU